Piyaz ve salatalarımızda geleneksel (taş sıkma) yöntemi ile üretilmiş zeytinyağı kullanılmaktadır. Tarım ve Köyişlerinden izinli üretim sertifikası olan üreticilerden temin edilmektedir.
Geleneksel (taş sıkma) yöntem yeni üretim teknolojileri yanında oldukça zahmetli ve maliyetlidir. Ancak geleneksel yöntem ile üretilen zeytinyağının aroması kaybolmaz. ışte daha lezzetli olmasının ana sebebi budur…
National Geographic mart 2007 sayısında, Slow Food hareketi Gökçeada ve Bozcaada temsilcisi Doç. Dr. Rıdvan Yurtseven bu durumu şöyle açıklıyor: “Geleneksel olarak üretilen zeytinyağının aroması daha net hissedilir”.
Kanser, Avrupa’ daki ölümlerin %20′ sini oluşturmaktadır. Bununla beraber, Kuzey ve Doğu Avrupa’ da kanser ölüm oranı en yüksek seviyede iken, Akdeniz ülkelerinde kanser ölüm oranı en azdır. Kanser ölümlerinin % 35′ nin (%10- %70 arası) beslenme faktörlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Kişi başına yıllık zeytinyağı tüketimi Türkiye’ de 1 kg. iken, Yunanistan’ da 21, ıtalya’ da 12 kilogramdır.
İnsan vücudu, çeşitli sistemlerinin çalışması sırasında serbest radikal denilen maddeleri üretmektedir. Bir anlamda serbest radikaller, solunum ve sindirim gibi normal vücut faaliyetlerinin zehirli atıkları durumundadır. Sonuçta serbest radikal oluşumundan bütünüyle kurtulmak mümkün değildir. Ancak yaşam biçimi ve bilinçli beslenme desteğiyle, serbest radikal oluşumu azaltılabilir. Araştırmacılar, insan vücudundaki her hücrenin günde ortalama 10.000 serbest radikalin hücumuna uğradığını belirtmektedirler. Normalde organizma, oluşan serbest radikallerin üstesinden gelebilir. Ancak her zaman antioksidanlar yeterli miktarda alınmamakta ya da etkin kullanılabilecek hale gelmemiş durumda olmaktadırlar. Veya da serbest radikal oluşumu çok fazla olmakta ve antioksidanların savunma gücünü aşmaktadır.
Kanser ve koroner kalp hastalıkları gibi birçok hastalığın gelişmesinde oksidatif etkinin önemli bir rolü olabilir. Zeytinyağının içerisinde bulunan antioksidanlar aynı zamanda LDL oksidasyonunu önleyebilir.
E ve C vitamini, flavonoidler gibi antioksidantlar oksidatif baskıya karşı koruma sağlarlar. Son çalışmalar, zeytinyağında bulunan fenolik bileşiklerin de LDL oksidasyonunu durdurduğunu ortaya koymuştur. Fenolik bileşiklerin doğal ortamdaki çalışma mekanizmasının tamamen ortaya çıkarılması için birçok araştırmaya ihtiyaç vardır.
Kompleks karbonhidrat, lif ve zengin MUFA içeriğinden dolayı kardiovasküler yararları olan Akdeniz beslenmesi dikkatleri üzerinde toplamaktadır. Son çalışmalar Akdeniz beslenmesinde meyve ve sebzeler ve zeytinyağı ile alınan antioksidantların koroner kalp hastalıkları, kanser ve kronik hastalıklara karşı koruma sağladığını ortaya koymuştur.
Akdeniz beslenmesinde zeytinyağı tüketimi, kolesterol düşürücü avantajı ile de beraber, LDL ve hücre oksidasyonunu düşürüyor olabilir.
Ayrıca, uzun süredir kanseri önlemede ve tedavisinde kullanılan, squalene içeren köpek balığı kıkırdağından yapılmış ürünler yerine, bu maddeyi % 2 gibi yüksek bir oranda barındıran zeytinyağı (özellikle geleneksel yöntem ile üretilmiş zeytinyağı) öneriliyor.[lg_gallery][lg_gallery][lg_gallery]



